Helikobacter Pylori (Mide Mikrobu)

helikobacter pylori-mide mikrobu

Helikobakter pylori, midede yerleşen bir bakteridir. Kronik gastritin, mide ülserinin ve onikiparmak bağırsağı ülserinin ana sebeplerinden bir tanesidir. Ülkemizde görülme sıklığı yüzde yetmişler ve üzerindedir.

Her helikobakter pylori olan hastayı tedavi etmeli miyiz?

Buna hayır diye cevap verebiliriz.

Helikobakter pylori,

Ailesinde mide kanseri hikayesi olanların ya da

Uzun sürekli aspirin kullanacak olan hastaların ya da

Mide biyopsisinde Atrofik gastrit, İntestinal metaplazi  çıkan hastalar

Mide Lenfoması (maltoma) tespit edilenler

Daha önceden mide ameliyatı geçirmiş olan hastaların tedavi edilmesi gerektiğini biliyoruz.

 Helikobakter pylori tedavisinde mide asidini baskılayıcı ilaçlar ve antibiyotikleri, bir protokol, yani hepsini birlikte vermekteyiz. Bu ilaçları, iki antibiyotik ve iki tane mide ilacının birlikte kullanılması şarttır. Tedavi süresi on dört gün olmaktadır. Daha sonra lüzum olması halinde mide ilacı devam ettirilebilir.

Helikobacter pylori nedir

h.pylori

İntestinal Metaplazi (İM) nedir?

intestinal metaplazi-patolojik görünüm

ÖZET: iNTESTİNAL METAPLAZİ kanser değildir. Displazi’ye ilerleyebilir. Displazi kansere dönüşebilen patolojik bir durumdur. Kısa aralıklarla endoskopik tetkiklerle izlenmesi gerekir. Yani kansere dönüşebilen durum Displazidir. İntestinal metaplazinin ,displaziye dönüşmemesi için takip yapılır.

Normal mide mukoza epitelinin yerini ince ve/veya kalın barsaktakine benzer epitelin aması intestinal metaplazi (İM) olarak adlandırılır. Metaplazik mide mukozası ince barsak epitelinin morfolojik ve biyokimyasal özelliklerini gösterir. İM çoğunlukla midenin antrum olarak adlandırılan mide çıkışına yakın alt kısmında görülür ve sıklıkla kronik atrofik gastrit ile birliktedir. Endoskopik olarak normal mukozaya göre yüzeyden hafifçe kabarık 3-5mm çapında, somon renginde düzensiz adacıklar şeklinde görülür. İM nin kronik gastritin endoskopik görünümünden ayırmak güçtür ve teşhiste endoskopistin tecrübesi önemlidir. Tipik endoskopik görünüm ancak ileri evredeki hastalarda saptanabileceğinden kesin teşhis mide mukozasından alına doku örneklerinin mikroskop altında incelenmesi ile koyulur (Biyopsi).

İntestinal metaplazinin tipleri

İM ler, metaplazik hücrelerin ince bağırsak enzimlerini ne düzeyde içerdiklerine dayanılarak tam ve kısmi metaplazi olarak ikiye ayrılır. Tam metaplazide enzimlerin tamamı ya da tamamına yakını salgılanmaktadır ve hücresel yapı ince bağırsaktakine son derece benzemektedir. İM bu şekilde , ince barsak epitelinin özelliklerini gösterdiğinde TİP1 (Komplet tip) olarak adlandırılır. Bu tipte metaplazik epitel ince barsak mukozasının hemen tüm özelliklerini gösterir. Kısmi metaplazide ise bu enzimler yoktur ya da birkaçının kısmi olarak salgılanması söz konusudur ve hücresel yapı ince veya kalın barsak epiteli görünümünde olabilir. Tip 2 (inkomplet tip) İM olarak adlandırılan bu türde normalde incebarsak tipi epitelde bulunan emici hücreler ya çok azdır, ya da hiç yoktur ve metaplazik epitel genellikle Paneth hücreleri olarak adlandırılan hücrelerden yoksundur. Tip 2 İM iki guruba ayrılır;

TİP 2A İM de metaplazik epitelde müsin salgılayan goblet hücreleri ve nötral musin ve/veya asid siyalomusin salgılayan hücreler bulunurken TİP 2B İM de asid sulfomusin salgılayan hücrelerin varlığı belirgindir. Tip 2B İM, TİP 3 İM olarak da adlandırılır. Tip 2B İM  (Tip3)en seyrek görülen tiptir, ancak kanser gelişimi en sık olarak bu tipte görülür. İntestinal metaplazi tipleri arasındaki farklar aşağıdaki tablo da görülmektedir.

İntestinal metaplazi ve mide kanseri

Yapılan çalışmalarda atrofik gastrit ve İM bulunan midelerde mide kanseri gelişme riskinin normal popülasyona göre artmış olduğunu göstermiştir. Bu risk artışı Tip-1 ve Tip 2 A İM de kesin olarak gösterilememiş olmakla birlikte özellikle Tip 2B ( Tip 3) İM de belirgindir. Midede yaygın atrofik gastrit uzun sürede displazi ve gastrik kanser gelişimi için bir risk faktörüdür. Displazi hücrelerin şekil ve yapısal özelliklerinin kaybıdır ve kanser öncesi bir değişimdir. Tip 2B İM bulunan kronik atrofik gastritde intestinal tip gastrik kanser gelişme riski yaklaşık 5 kat artmıştır. Bu nedenle yüksek riskli hastaların düzenli olarak endoskopik kontrollerle takip edilmesi ve mideden doku örneklerinin kansere dönüşüm bulguları yönünden değerlendirilmesi gerekir. (Displazi aranması gerekir)

İsveçte  1979-2011 yılları arasında 405.000 kişi üzerinde yapılan ve 1599 mide kanseri vakasının saptandığı, 2015 yılında yayınlanan bir çalışmada, yıllık kanser gelişme riski  normal mide mukozası olanlarda 20/100.000,  minor mukoza değişiklikleri olanlarda 45/100.000,  gastriti olanlarda 59/100.000, atrofik gastriti olanlarda 100/100.000, intestinal metaplazi saptananlarda 129/100.000 ve displazi saptananlarda 263/100.000  olarak bulunmuştur. Bu çalışmada  20 yılık bir sürede mide kanseri gelişme riski:  Normal mide mukozası olanlarda 1/257, gastritte  1/85, atrofik gastritte 1/50, intestinal metaplazi saptananlarda 1/39 , displazi saptananlarda 1/19 dir. Çalışmaya göre uzun dönemde mide kanseri gelişme riski, mide mukozasında minör değişiklikler olanlarda 1,8 kat artarken, metaplazik zeminde displazi  saptananlarda 11 kat artmaktadır.

Güncellenmiş çalışma protokollerine göre midede yaygın atrofik gastrit (Multifokal atrofik gastrit) saptanan hastalarda displazi ve gastrik kanser gelişimini araştırmak için mideden en az 5 adet biyopsi alınmalıdır. Bu biyopsilerin 2’si midenin çıkışına yakın alt kısmından (preplorik antrum), 2’si midenin korpus olarak adlandırılan orta kısmından, 1 i de midenin incusura angularis olarak adlandırılan bölgesinden alınır. Ailesinde, 1. ve 2. derece akrabalarında mide kanseri bulunan ve mide kanserinin sık görüldüğü bölgelerde yaşayan hastalarda midede multifokal atrofik gastrit varlığı araştırılmalıdır. Multifokal atrofik gastrit var ise 3 yılda bir gastroskopi yapılarak takip önerilir. Bütün İM tiplerinde midede Helikobakter pilori enfeksiyonu varsa tedavi edilmelidir. Günümüzde bu tür midelerde gelişmiş endoskopik yöntemlerin kullanılmasıyla kansere dönüşüm erken evrede yakalanabilmektedir.

Kaynaklar

1-Park YH, Kim N.Review of atrophic gastritis and intestinal metaplasia as a premalignant lesion of gastric cancer. Cancer Prev. 2015 Mar;20(1):25-40.

2-Incidence of gastric cancer among patients with gastric precancerous lesions: observational cohort study in a low risk Western population BMJ 2015; 351 doi: http://dx.doi.org/10.1136/bmj.h3867 (Published 27 July 2015)Cite this as: BMJ 2015;351:h3867

3- https://drahmetdobrucali.com/  Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı

Atrofik Gastrit nedir?

Atrofi, hücre içeriğinin kaybı ve hücrenin boyutlarında azalma olmasıdır. Atrofik gastrit ise midenin iç yüzünü döşeyen mukoza tabakasının burada bulunan epitel hücrelerinin ve salgı bezlerinin kaybı ile sonuçlanan kronik iltihabıdır. Atrofik gastritli midelerde mide mukozasında barsak tipi dokular oluşmaya başlar ki bu durum intestinal metaplazi olarak adlandırılır. Midede asit salgılayan hücrelerin azalmasına bağlı olarak mide suyunun asiditesi azalır ve besinlerin sindirimi zorlaşır. Ayrıca B12 vitamini ve demir emilimi de bozulur ve uzun dönemde bu maddelerin eksikliğine nedeniyle kansızlık (anemi) ( megaloblastik anemi, pernisiyöz anemi) gelişir.

Atrofik gastrite neler sebep olur?

En sık görülen sebepleri otoimmünite (savunma sisteminin bozularak organizmanın kendi kendine zarar vermesi) ve helikobakter pilori isimli bakterinin yol açtığı kronik enfeksiyondur. Daha nadir olarak kronik alkalen reflü gastritinde (mideye safra kaçması) ve parsiyel mide rezeksiyonlarından sonra  (midenin bir bölümünün alındığı ameliyat türü) kalan midede atrofik gastrit gelişebilir. Tip-A gastrit veya otoimmun gastrit olarak da adlandırılan atrofik gastrit tipinde atrofi midenin korpus (gövde) ve fundus (kubbe) olarak adlandırılan üst kısımlarında ortaya çıkar. Asit salgılayan hücrelerin kaybına bağlı olarak mide suyunun asiditesi azalır. Mide asidinin azalması midenin antrum olarak adlandırılan alt kısımlarındaki bölümde olursa kronik  antral gastrit denir.Antrumdaki hücrelerden ‘gastrin’ adlı hormonun salgılanmasını artırır ve bu nedenle bu hastalarda kanda gastrin seviyesi yüksek bulunur.

Kronik helikobakter pilori enfeksiyonuna bağlı atrofik gastritte ise atrofi midenin antrum olarak adlandırılan alt kısımlarında daha belirgindir. Midenin bu bölgesinde midedeki asit salgılanmasını artıran ‘gastrin’ adlı hormonu salgılayan hücrelerin kaybına bağlı olarak midenin asit sekresyonu azalır. Bu türde serum gastrin düzeyi ise genellikle normal bulunur.

Klinik bulgular

– Atrofik gastritli hastaların büyük bir kısmında belirgin bir yakınma yoktur. Bazı hastalarda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilirse de bu belirtiler sadece bu hastalığa özgül olmayıp başka mide rahatsızlıklarında da görülebilir.

– Üst karın bölgesinde rahatsızlık hissi, erken doyma, yemeklerden sonra midede dolgunluk ve hazımsızlık hissi.

-İştahsızlık, kilo kaybı, bulantı

-B12 vitaminin ve/veya demir eksikliğine bağlı ortaya çıkan kansızlık (anemi) ve bunun yol açtığı halsizlik, çarpıntı, el ve ayaklarda uyuşma vb. belirtiler.

-Birlikte bulunabilecek tiroidit (Hashimato tiroiditi) , tip-1 diabet, Addison hastalığı ve Sjögren sendromu gibi diğer otoimmun hastalıklara bağlı belirtiler [Örneğin; tiroid bezinin iltihabı olan ‘tiroidit’ te tiroid hormonu yetersizliğine bağlı belirtilerin bulunması (Tirogastrik hastalık), Sjögren sendromında tükürük bezlerinin yetersiz salgı yapmasına bağlı ağız kuruluğu vb.].

Tedavi ve takip

Bir midede atrofik gastrit geliştiğinde artık geri dönüş söz konusu değildir. Atrofik gastritli midelerde mide kanseri gelişme riski normal topluma göre artmış olduğundan bu hastalar belirli aralıklarla endoskopi yapılarak takip edilmelidir. Ailesinde mide kanseri bulunan hastalarda daha titiz davranılmalıdır. Midede helikobakter pilori enfeksiyonu saptanırsa tedavi edilir. Mide asidi aşırı derecede azalmış hastalarda görülebilecek hazımsızlık vb. yakınmaların azaltılmasında yemek sırasında limonata ve gazoz gibi asitli içeceklerin tüketilmesi fayda sağlayabilir.

mide şikayetleri

Kronik gastrit

Kronik (müzmin) gastrit midenin iç yüzeyini döşeyen ve mukoza olarak adlandırılan ince doku tabakasının uzun süreli iltihabıdır. Kronik gastrit, mukoza hücrelerinde (epitel hücreleri) zamanla çeşitli değişikliklere neden olabilir. Endoskopik olarak normal görülen midelerin büyük bir çoğunluğunda doku örneği alınarak mikroskop altında incelendiğinde (biyopsi) kronik gastrit izlenir.

Endoskopi biyopsi sonuçları yorumları-1

Eritamatöz (antral) gastrit

eritematöz antral gastrit

Resimde görüldüğü gibi, eritematöz gastrit örneğinde, eritemli (kırmızı bantlar şeklinde) görülmektedir. Genellikle mide (koruyucu) ilaçlara rağmen geçmeyen mide ağrıları, şişkinlik, hazımsızlık, bulantı, kusma gibi yakınması olan hastalarda görülür. Bu görünümlerine rağmen hastaların yakınmalarının esas nedeni bu değildir. Çünkü bu hastalara verilen ilaçlar ile yakınmalar ,ancak %10-15 hastada geçer. Bunun için bu yakınmaların tedavisi için ilgili bölümü ( Dispepsi) okuyunuz.

mide ağrısı

Endoskopi sonucunda eritematöz gastrit tanısı alan hastanın patolojik tetkikinde 3 önemli şeye de dikkat ederiz:

1-İntestinal Metaplazi (İM). pozitif veya negatif olarak raporlanabildiği gibi, Tiplerini de belirtebilir (Tip.I,Tip.II,Tip.III gibi). (ilgili bölümü okuyunuz.)

2-Atrofi : Pozitif veya negatif olarak raporlanabilir. (ilgili bölümü okuyunuz)

3-Helkobacter PYlori (mide mikrobu) :(+,-) veya şiddetini göstermek için (+,++,++,+++) olarak da gösterilebilir. (ilgili bölümü okuyunuz.

Eritematöz gastritin geleceği için yukarıdaki 3 değişkenin durumuna göre davranırız. Bunlar ASLA kanser göstergesi değildir. Pratik çalışmalarımızda çok örneklerini gördük ( en azından suiistimal edilmemesi gerek).Helikobacter pylori varsa genellikle atrofi ve İM neden olabilir. Bunların çoğunluğu uygun tedaviyle geçer.(ilgili bölümü okuyunuz)

Gastrit nedir?

eritematöz antral gastrit

Gastrit aniden (akut gastrit) veya zamanla yavaşça ortaya çıkabilir (kronik gastrit). Bazı durumlarda, ülserlere ve mide kanseri riskinde artışa neden olabileceği bildirilmektedir.

GASTRİT NEDİR?

Gastrit kısaca mide zarının(gastrik mukoza ) iltihaplanmasıdır. Gastrit iltihabı çoğu zaman mide ülserlerine neden olan Helicobacter pylori (HP) bakterisi ile enfeksiyonun sonucudur. Gastrit mide yüzey dokusunun (mukozanın), mide asidinin fazla salgılanmasından dolayı aşınması nedeniyle iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Gastrointestinal bakteriyel bir enfeksiyon da gastrite neden olabilir. Buna neden olan en yaygın bakteriyel enfeksiyon Helicobacter pylori’nin. Midenin yüzeyinde enfeksiyona neden olur. Enfeksiyon genellikle kişiden kişiye bulaşır, ancak bu bakteri ile bulaşık yiyecek veya su yoluyla da bulaşabilir. Bazı koşullar ve aktiviteler gastrit gelişme riskinizi artırabilir.

Gastrit için risk faktörleri;

– Alkol tüketimi
– Aspirin benzeri steroid olmayan antienflamatuar ilaçların (NSAID’ler) (ağrı kesici ilaçlar)kullanımı( ilaç kutusunun üzerinde “antienflamatuar” veya “antiflojistik” yazısı görürseniz “analjezik” yazmasa da bu ilaçlar NSAİ sınıfında anılır.Bu ilaçlar her zaman kullanıyor olsanız da günün birinde mide kanamasına bile yol açabilir)
– Yaş, yaşın artmasıyla birlikte ( daha çok atrofik Gastrit şeklinde ) mide mukozasının incelip aist salgılayan hücrelerin azalamasıyla birlikte , gastrit görülme oranı artar.
– Tütün kullanımı

-Safra ( ince bağırsaktan mide içine geri gelen safralı sıvı) ( safra gastriti-safra gastritine -alkalen gastrit ) neden olur.

-Aşırı baharatlı, acılı yiyecekler

– Ciddi yaralanma, hastalık veya ameliyattan kaynaklanan stres
– Otoimmün bozukluklar
– Crohn hastalığı gibi sindirim bozuklukları
– Viral enfeksiyonlar

GASTRİT BELİRTİLERİ NELERDİR?

Gastrit herkeste belirgin semptomlara neden olmaz. Çoğunlukla belirti vermez.

En yaygın belirtiler:

– Midede rahatsızlık, dolgunluk ve yanma hissi
– Mide bulantısı
– Kusma
– Özellikle yemeklerden sonra dolgunluk hissi
– Hazımsızlık
– Göbek ve alt kaburgalar arasında hissedilen kalıcı ağrı
– İlerlemiş gastrit düzeyinde mide mukozasının çok fazla aşınmasından dolayı kanlı kusma (Kusmadan dolayı ortaya çıkan sıvı çoğunlukla kahve kıvamındadır.)

GASTRİT TEDAVİSİ

Genellikle belirti vermediğinden tedavi gerekmez.

Neden biliniyorsa , nedene yönelik tedavi yapılır.

 NSAID’lerin veya diğer ilaçların neden olduğu gastritiniz varsa, bu ilaçlardan kaçınmak semptomlarınızı hafifletmek için yeterli olabilir. H. pylori’nin bir sonucu olan gastrit, rutin olarak bu bakterilere karşı etkili antibiyotiklerle tedavi edilir.

Antibiyotiklere ek olarak, gastrit tedavisinde birkaç başka ilaç türü kullanılır.

Omeprazol, lansoprazol, rabeprazol ve pantoprazol içeren ilaçlar bu ilaçlardandır. Ayrıca mide asidini nötralize eden antasitler de tedavi için kullanılan ilaçlar arasındadır. Bu ilaçların kullandırılmasının amacı mide asidinin nötralize ederek asiditenin düşürülmesi sağlanarak belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak en etkili tedavi yöntemi hastaların yaşam tarzlarını ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleridir. Daha az ve sık öğünlerle beslenmek mide asidinin etkilerini azaltacaktır. Aşırı baharatlı, asidik, kızarmış veya yağlı besinleri daha az tüketmek, aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, ağrı kesicilerin mutlaka kullanılması gerekiyorsa ,değiştirilmesi gastritin önüne geçecektir.

Önerilebilen;

Gastrit Diyeti

Özellikle mide rahatsızlıklarının tedavisinde tüketilen gıdalara dikkat etmek ve disiplinli bir diyet uygulamak çok önemlidir.

  • Ekşi, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçının.
  • Su biriken toksinleri vücuttan temizlemeye yardımcı olur, her gün en az 8-9 bardak su için.
  • Gazlı içecekler, çay, kahve ve alkolden uzak durun.
  • 30-45 dakika boyunca düzenli yürüyüş rahatlama sağlayabilir.
  • İşlenmiş ve fermente (sucuk,salam,sosis,pastırma gibi) gıdalardan kaçının.
  • Öğünlerinize nar, muz, elma, üzüm, Hindistan cevizi suyu gibi meyveleri ekleyin.
  • Öğünlerinize zencefil, zerdeçal gibi bitkileri ekleyin.

Gastrit Bitkisel Tedavisi (diyet uzmanı tarafından öneriler)

Gastrit bitkisel tedavisi rezene tohumu

Yemekten sonra yarım çay kaşığı rezene tohumunun düzenli çiğnenmesi midede yanma hissini hafifletmeye yardımcı olur.

Gastrit bitkisel tedavisi kimyon tohumu

Kimyon tohumlarını ince bir toz haline getirin. 1 litre suya yarım çay kaşığı kimyon tohumu ekleyin ve suyu 2 dakika kaynatın ve filtreleyin. Bu suyu normal su yerine düzenli olarak içirin. Ancak, her gün taze su hazırlayın.

Bulantı-Kusma

Bulantı genellikle kusma ile seyreden, insanı rahatsız eden hoş olmayan bir duygu durumudur. Kusma mide içeriğinin kuvvetli bir refleks ile yemek borusu ve ağız yoluyla dışarıya atılmasıdır. Kişide mide bulantısı sonrası karşı konulmaz bir kusma duygusu oluşmaktadır. Kusma ise mide içindeki maddelerin karın kaslarının kasılmasıyla zorlu bir biçimde yemek borusu yoluyla ağza gelmesi ya da ağızdan çıkartılmasıdır. Bulantı ya sıklıkla kusmaya öncülük eder ya da onunla birlikte gelişir. Bulantı ile birlikte terleme, solukluk, aşırı tükürük salgılama, kalbin yavaş atması (bradikardi), tansiyonun düşmesi (hipotansiyon) ve iştahsızlık gibi belirtiler görülebilir.Bunlar eşlik eden belirtilerdir. Ayrı bir hastalığı düşündürmez.

Kusmanın merkezi midede değil, beyindedir.

Psikojenik kusma; Hastanın kendisi tarafından başlatılabileceği

gibi hasta tarafından anksiyete oluşturan tehdit edici bir durumda

veya bir şekilde tatsız kabul edilen durumlarda oluşur.

Ani gelişen kusmalara akut kusma diyoruz. Ateşli enfeksiyöz durumlarda bulantı kusma eşlik edebilir. Çocuklarda daha sık görülür. Herhangi bir besinin alınmasından 2-6 saat sonra gelişen kusmalarda, gıda entoksikasyonu (gıda zehirlenmesi) akla gelmelidir. Beyindeki kafa içi basınç artmasına bağlı kusmalarda genellikle baş ağrısıyla beraberdir ve fışkırır tarzda oluşur.

Gastroenterolojide karşımıza daha çok; sindirim sisteminin herhangi bir yerindeki tıkanma halinde ; tıkanmanın ötesine geçilemediğinde kusmalar olur. Tıkanmanın yeri mide çıkışındaysa safrasız,ince bağırsaktaysa safralı kusmalar görülür. Kolon düzeyindeki tıkanmalarda genellikle bol dışkı kokulu kusmalar olur. Bağırsak tıkanmasına bağlı kusmalarda kramp tarzında karın ağrısı eşlik eder.

Karın içi enfeksiyon hallerinde (akut apandisit,akut kolesistit-s.kesesi iltihabı-gibi) ani başlangıçlı bulantı kusmalar oluşabilir.

Denge sistemi bozukluklarında; baş dönmesiyle birlikte bulantı-kusma oluşur. Bazen bunlara tinnitus ( kulak çınlaması) eşlik edebilir.

Bazı ilaçlar bulantı kusmaya neden olabilir (digoxin, teofilin-KOAH da kullanılan bir ilaç- gibi)

Gebeliğin özellikle ilk 3 ayında bulantı kusma sıktır.

Bulantı kusmalar; yemek yerken yada hemen yemek ardından oluyorsa genellikle psikolojik faktörler düşünülür.

Çok şiddetli kusmalarda kusmayla birlikte kırmızı renkli kanlı kusmalar görülebilir. Yemek borusu alt ucunun fazla zorlanmasıyla küçük yırtıklar buna neden olabilir (Mallory-Weiss sendromu). Ancak siyah renkli (kahve telvesi gibi) kusmalarda mide kanaması düşünülmelidir. Uzun süreli kusmalarda sıvı-elektrolit ( sodyum,potasyum,klor gibi) kaybına bağlı belirtiler görülebilir( halsizlik, vücut suyu kaybı, kas krampları, kalp aritmileri gibi ).

Bulantı kusması olan bir hastada öncelikle sebebe yönelik tedavi yapılmalıdır(ilaçlar neden olduysa ilaç kesilir v.s.)Daha sonra hemen sıvı-elektrolit durumu dikkate alınarak tedavi edilmelidir. Aşırı kusma sonucunda elektrolit kaybı olduğundan bunlar serum yoluyla verilmelidir. Bir taraftan da bulantı kusmanın geçmesi için ilaç (bulantı kusma ilaçları) verilir. Ağızdan herhangi bir şey alamayacak düzeydeyse ilaçlar damardan veya serumla verilebilir.

Endoskopi nedir

Endoskopi; genel olarak “içi boş organların içine, ucu ışıklı bir araçla bakarak teşhis koyma yöntemidir.”  İçi boş organlara örnek olarak; mesane (idrar kesesi), mide, kalın bağırsak, burun içi, akciğerler verilebilir. İşte bu organlara sokularak organ içi yüzeyi araştırılır. Bakılan organa göre endoskopi ismi değişir. Örneğin akciğer içindeki bronşların görünümünü araştırmak için yapılan endoskopiye Bronkoskopi denir. Mesane (idrar kesesi) içine bakılarak yapılan endoskopiye Sistoskopi denir. İşte bu şekilde mide içi mukozanın görüntülenmesi araştırılması için yapılan “endoskopik işleme” Gastroskopi denir. Ancak çoğunlukla gastroskopi işlemi için Endoskopi terimi kullanılmaktadır. Yani “endoskopi yapıldım” denirken aslında “gastroskopi yapıldığı” kastedilir. Bu işlemin en doğrusu “Üst Gastrointestinal Sistem Endoskopisi” yada “Özofago-gastro-duedonoskopi “işlemidir.

Endoskopik İşlemAraştırılan organ
Gastroskopi veya Üst GİS endoskopisi veya Özofagogastroduodenoskopi  Yemek borusu+Mide+Duodenum (12 parmak bağırsağı)
KolonoskopiKalın Bağırsak
RektoskopiKalın bağırsağın son 15cm’ lik kısmı
SigmoidoskopiKalın bağırsağın son 30-40cm’lik kısmı
SistoskopiMesane
BronkoskopiAkciğer-Bronşlar

Endoskop cihazları tamamen flexibl (yani yumuşak, kıvrılıp bükülebilir) bir cihazdır. Ucundaki hassas kamera ile görüntü video ekrana yansıtılır.

Endoskopi öncesinde hastanın sakinleştirilmesi ve hatta uyutulması gerekebilir. Hastanın öğürme refleksinin azaltılması, rahatsızlığının giderilmesi ve doktora rahat bir çalışma ortamı sağlanması için çoğu zaman bu gereklidir. Endoskopi süresi, yapan kişiyle ilişkili olarak değişmekle de beraber, genellikle (gastroskopi) 3-5 dk. arasında sürer. Ama endoskopi sırasında hasta uyutulacağından, hazırlık süresi, endoskopi işlemi ve işlemden sonra toparlanmanız genelde 20 dakikayı bulur. İşlem sırasında bulunan bulguya göre bu süre değişir. Genelde herhangi bir işlem yapılmayacaksa ve sadece inceleme amaçlı endoskopi uygulanıyorsa 20 dakikalık ortalama bir süre geçer. Ama herhangi bir şekilde midenizde polip, kanayan bir damar görülürse bunların tedavisini hemen o anda yapmak gerekebilir. Veya patolojik inceleme için o bölgeden birkaç hücre örneği almak gerekebilir. O zaman endoskopinin süresi duruma göre değişebilir.

 Gastroskopi ile yemek borusu, mide ve hemen mide çıkışındaki on iki parmak bağırsağının incelenmesi yapılır. Yemek borusunda yutma güçlüğü, yutarken ağrılı olması,yemek borusuna yabancı cisim takılması(korroziv özofajit) (yanlışlıkla, veya değişik amaçlarla bazı cisimler veya zararlı-aşındırıcı sıvıların içilmesi),yemek borusu kanserleri, reflüye bağlı değişiklikler,mide fıtığı,yemek borusunda darlık, yemek borusu varisleri;  midede mide kanaması, tedavi ile geçmeyen mide şikayetlerinin olması, kilo kaybı alarm bulgusu dediğimiz yine kilo kaybı, zayıflama gibi bulgularda yapılması gereken bir tetkiktir.

Makalelerim

abdomen
batın

Bu bölümü; makalelerim ve gündelik blog yazıları olarak sınıflandırabilirim.

Makalelerim:

  • Hastalık Belirtileri
  • Hastalıklar
  • İlaçlar Hakkında
  • Gastroenterolojik Tetkikler

Gündelik Blog Yazılarım

  • Hastalık Belirtileri

Yemek Borusu

  1. Yutma Güçlüğü ( disfaji )
  2. Göğüs ağrısı
  3. Yanma ( göğüste yukarı doğru çıkan ) (reflü)
  4. Yiyeceklerin ağıza geri gelmesi ( Regürjitasyon)

Devam